Sağlık

Kadınlarda kanser taraması hayat kurtarıyor

“Erken tanı” sayesinde kanserin fazla erken dönemde teşhis edilmesi kanserden ölümlerin azaltılmasını sağlıyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Behiye Pınar Göksedef, yaptığı açıklamada, kanserin dünyada ve ülkemizde ölümler sıralamasında yürek damar hastalıklardan sonra ikinci sırada geldiğini hatırlattı.

Kanserin çoğunlukla çevresel faktörlere bağlı geliştiğini, bir kısmının da kalıtımsal nedenli oluştuğunu dile getiren Göksedef, “Kansere yakalanmamak için sigara, alkol, obezite, kötü beslenme ve bazı enfeksiyonlar gibi çevresel faktörlerden kaçınmaya çalışılarak önlem alınabilir. Ancak bazı hallerde kanser hastalığına yakalanmak kaçınılmaz olmakta ve hastalık genellikle tedavi şansının azaldığı ileri evrelerde bulgu vermeye başlamaktadır.” diye konuştu.

Göksedef, hiçbir şikayeti olmayan, sağlam bireylerde bile kanseri çok erken dönemlerde teşhis etmek amacıyla çeşitli test ve muayeneler kullanarak “tarama programları” oluşturulduğunu vurgulayarak, meme, rahim ağzı ve kalın barsak kanserlerinde tarama yapıldığını söyledi.

Türkiye’de kanser taramalarının Kanser Erken Teşhis ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) yapıldığını hatırlatan Behiye Pınar Göksedef, “Her ilimizde en az 1 adet bulunan bu merkezler meme, rahim ağzı, kalın barsak kanserleri için ülkemize müsait tarama programları yürütmektedir.” ifadelerini kullandı.

KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN TÜR MEME KANSERİ

Göksedef, meme kanserinin kadınlarda ilk sırada görülen kanser türü olduğunu dile getirerek, “Erken tanı ile tedavi şansı artmakta ve yaşam süresi uzamaktadır. Meme kanseri ‘‘mamografi’ denilen radyolojik bir yöntemle taranmaktadır. Mamografi, ayaktan yapılan bir işlem olup, her iki memenin müsait bir biçimde görüntülemesi ile kanserin erken dönemde tanınması hedeflenmektedir. Ulusal programımıza göre, mamografi çekimlerine 40 yaşında başlanması ve 69 yaşına kadar her iki yılda bir tekrarlanmasını önermektedir.” değerlendirmesini yaptı.

Kadınlara özgü kanserlerden rahim ve yumurtalık kanserlerinde bugüne kadar kabul görmüş bir tarama yöntemi olmadığını belirten Göksedef, bu kanser tiplerinde belirtiler oluştuğunda tanı konulduğunu söyledi.

Göksedef, rahim ve yumurtalık kanserlerinde ortaya en sık çıkan yakınmaların, alt karında ağrı, düzensiz kanama, menapoz sonrası kanama, karın şişliği, kötü kokulu akıntı ve cinsel münasebet sonrası kanama olduğunu belirtti.

Tarama programlarının en başarılısının kadın kanserlerinde meme ve rahim kanserinden sonra üçüncü sıklıkta görünen rahim ağzı kanseri taraması olduğunu anlatım eden Göksedef, şöyle devam etti:

“Çok uzun süredir uygulanan etkin tarama yöntemi sayesinde hem kanser oluşmadan önce hem de oluştuktan sonra çok erken dönemde tanı konulması ile bu kanserden ölümler çok büyük oranda azalmıştır. Taramada başlıca ‘smear testi’ ve ‘HPV (Human Papilloma Virüs)’ adı verilen rahim ağzı kanserinin gelişimden mesul tutulan bir virüsün araştırılması yöntemleri uygulanmaktadır. Her iki test de kadın doğum muayenesi esnasında kolayca uygulanan ağrısız testlerdir. Smear testi için önerilen tarama yaşı, cinsel aktif olan kadınlarda 21 yaşından sonra en az 2 sene aralıklarla yapılması, ters bir vaziyet olmadıkça 65 yaşına kadar devam edilmesidir. Smear testiyle ya da tek başına HPV’nin virüsün de taraması yapılmaktadır. Günümüzde oldukça yaygın kullanılan bu tarama yönteminin avantajlarından birisi de smear testi ile uygulandığında tarama aralığını 5 yıla çıkarmasıdır.”

Göksedef, kalın bağırsak kanserinin de tarama ile erken evrede yakalanabilen bir kanser olduğunu belirterek, dışkıda saklı kan araştırılması, sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bazı özel görüntüleme metotlarıyla tarama yapıldığını anlattı.

Dışkıda kan aranmasının, sadece dışkı tahlili verilerek yapılabilen bir yöntem olduğunu söyleyen Göksedef, “50 yaşından itibaren erkek ve kadınlarda iki yılda bir kere tarama önerilmektedir. Bununla beraber sigmoidoskopi ve kolonoskopi metotları hafif anestezi yani narkoz gerektiren kalın bağırsakların kamera yardımı ile incelenmesi demektir ve önerilen ıslak hem erkek hem de kadınlar için 50 yaşından sonra 10 sene aralıklarla yaptırılmasıdır.” dedi.

Behiye Pınar Göksedef, tarama programlarının kanserden ölümü azaltabilen koruyucu sıhhat uygulamalarının en önemli bileşenlerinden biri olduğunu anlatarak, “Unutulmaması gereken en önemli nokta tüm bu tarama testlerinin başarısı toplumun büyük çoğunluğunun katılımının sağlanmasıyla artacaktır ve bu sayede erken teşhis yaşam kurtaracaktır.” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.