Teknoloji

Fizikçi ve Edebiyat Profesörünün Zaman Yolculuğu Sohbeti

Edebiyat profesörü Simon John James ve fizikçi Richard Bower, Zaman Makineleri – Geçmiş, istikbal ve hikayeler bizi oraya nasıl götürür adlı serginin düzenleyicileri arasında yer alıyorlardı. Zamanda yolculuğun bir gün edebi ve bilimsel anlamda nasıl ahenk sağlayabilecekleri konusunda bir konuşma yapan ikilinin sohbetini aktarıyoruz.

Simon John James: Richard, fizikçi bir ilim adamı için zamanda yolculuk tabiri ne mana anlatım ediyor?

Richard Bower: Zamanda yolculuk çağdaş fiziğin temelidir. Gece gök yüzüne bakan herhangi biri için her gün yaşanan bir deneyimdir. Yıldızları ve gezegenleri gördüğümüzde şimdiki hallerini değil, geçmişteki hallerini görürüz. Gezegenler için bu vakit gecikmeleri sadece birkaç dakikalık bir süreyi anlatım eder. Ama gökyüzündeki bir çok yıldız için ise binlerce yıllık bir gecikmedir söz konusu olan. Oldukça ırak yerlerde bulunan yıldız topluluklarının oluşturdukları zayıf, puslu ışığın yansıdığı galaksiler için bu vakit gecikmesi milyonlarca, hatta milyarlarca yıllık bir süreç olabilir. Dünyanın en iyi teleskoplarıyla sönük ışıklı galaksileri gözlemleyerek zamanda geriye doğru bakabilir, tüm evreni açık seçik olarak seyredebiliriz.

Fakat bu çeşit bir vakit yolculuğu, istek edilen tipte olanı değildir. Bunu yapabilmek bize sadece uzaktan geçmişi seyretme imkanı tanımaktadır. Halbuki çağdaş fiziğin esas hedeflerinden biri, geçmişi etkileyebilme şansımızın olup olmadığını tespit edebilmektir.

Einstein’ın esas kavramlarından biri olan Rölativite Teorisi nesnelerin bir çeşit vakit ve feza birleşimi olan 4 boyutlu uzun bir uzay-zaman hattında yer aldığını ileri sürer. Her ne kadar tüm gözlemciler iki olayı birleştiren dünya çizgisinin uzunluğunda hemfikir olsalar da, olayların aynı zamanda gerçekleşip gerçekleşmediği, ya da aynı zamanda ama farklı yerlerde gerçekleştikleri, ya da her ikisinin karışımı olacak tarzda farklı düşüncelere sahip olabilirler. Örneğin, benim masada oturup aş yedikten birkaç saat sonra eve gitmek üzere kalkışımı, çok hızlı devinim eden bir gözlemci yemeği alelacele yiyip, derhal eve doğru yola çıkmışım gibi görecektir. Einstein’ın teorisinde vakit ve mekan, birbiriyle karışmıştır: bu iki kavramı birbirinden ayrı düşünemeyiz. Bu nedenle kendimi geleceğe ziya hızıyla seyahat eden, dört boyutlu dünya-çizgisinde sürekli devinim halinde olarak düşünmek en mantıklı düşünce biçimidir.

Fakat tekrar de Einstein’ın teorisinin temellerini atlatıp zamanda geriye gitmek mümkün olabilir miydi? Normal koşullarda hayır, ama tekrar de geçmiş zamanlarda yaşayan bilimciler insanoğlunun uçmasının da imkansız olduğunu söylüyorlardı. Belki de Ilim insanlarına lazım olan şey, ilham verici, dahice bir fikirdir.

SJJ: Yani aslında hayali bir kurguda bir düzine ilham verici, dahice fikirler bulabilirsiniz tabii. Belki de en ünlü vakit makinesi yazısı, insanların teknolojiyi kullanarak zamanda yolculuk etmelerini ilk kez canlandıran ova olan HG Wells’in ‘Zaman Makinesi (1895)’ adlı eserdir. Hayallerinin bir tanesi gerçekleştirildi bile. Motorlu uçak teknolojisini, ilim dünyası gerçekleştirmeden önce düş etmişti. Wells’in yenilikçi fikirleri ‘Geleceğe Dönüş’ ya da ‘Doctor Who’ gibi çağdaş zamanda yolculuk hikayelerinin yazılmasına öncülük etti.

Fakat bir çok farklı öykü zamanda yolculuk ederler: Aristo, her iyi hikayenin bir başlangıcı, ortası ve sonu vardır şeklinde bir gözlem yapmış. Ama hepsi de bu sıralamada gerçekleşmek zorunda değilidr. Homer’ın ‘Iliad’ ı kadar antik çağ dönemine ait bir ova bile Paris’in yargılanmasıyla değil Achilles’in Trojan War’un 9. Yılında çadırında somurtmasıyla başlar ve öykü o noktadan itibaren devam eder. Whodunnits genellikle cinayetle başlamama eğilimindedir ama cesedin bulunması ve hikayenin planı öykü sona ve başa doğru gittikçe dedektif tarafından yeniden tasarlanır. Bu, hikayenin geçtiği zamanın geçici özgürlüğüdür.

RB: Edebiyat cihazında anlatımı özgürleştiren şey, pratik açısından zamanın merkezi nesnesi çevresinde seyahat edebilmesidir. Her ne kadar Einstein’ın teorileri zamanı uzatıp kısaltmamıza olanak veriyor olsalar da, olayların nihai sıralamaları hep sabit kalırlar. Vermiş olduğunuz örnekte cinayete kurban giden şahsın hayatı, ölüm anındaki saniyeler içerisinde gözünün önünde canlansa da, yaşam tecrübeleri her vakit için ölüm öncesine ait olacaktır.

Fakat bir örnek olması açısından Terminatör’ü ele alacak olursak, geleceğe ait insan toplumu, kahramanın yaşam çizgisine dönüş yapmanın bir yolunu bulur ve cyborg’un önünü keserek Sarah Connor’ın ölümüne mani olmak için zamanda geriye seyahat eder. Dönmekte olan bir siyah deliğin iç bölgelerinde feza ve vakit birbirine karışmıştır. Böylece görünürde bu tip bir şey mümkün olabilir ama ben hiç zamanda geçmişe gitmiş birini tanımadım. Belki de düğümlenmiş yaşam çizgisi eski geleceği kesip atıyor ve aynı anda var olan enlem dünyalar oluşturarak yeni bir geleceği şekillendiriyor.

Geleneksel nazar açısıyla bakacak olursak, zamanda geriye dönme fikriyle ilgili bir çok yanlış söz konusu. Ama quantum mekaniğinin çağdaş yorumları, dünyanın asıl itibariyle birbirinden sürekli olarak ayrılan çok sayıda enlem geleceği içeriyor olabileceğini öne sürer. Tüm bu gelecekler eş zamanlı olarak varlıklarını sürdürürler ama biz sadece bunların birisini algılarız. Bu nazar açısıyla bakacak olursak zamanda yolculuktan korkulacak çok çok şey olmadığını görebiliriz. Her geçen vakit süreci basitçe bir öbür mümkün istikbal katmanını oluşturur.

SJJ: Vakit yolculuğunun esnekliğini mecaz olarak bir çok farklı akademik araştırmaya uyarlamanız beni büyüledi. Tarih, arkeoloji açık örnekler olabilir ama son yapılan bir projede bahsi geçen otobiyografik bellek psikolojisine dair bir çalışma benim için esin kaynağı olmuştu. Hikaye, sadece edebiyat ya da öbür edebiyat çeşitlerinin bir parçası değil. İnsanın kendi hissiyatının, geçen zamanla beraber kendi deneyimlerini hikayeleştirmesinden oluştuğuna dair görüşler söz konusu. Yani anılar ve geleceğin planlanması, kimlik oluşturmamıza olanak veren bir çeşit ‘zihinsel vakit yolculukları’ olma özelliği gösteriyorlar.

Edebiyattan vereceğim örnek, Charles Dickens’ın ‘A Christmas Carol’ adlı eseri olacak. Scrooge’ın kendi geçmişindeki anılara gitmesi, daha iyi bir istikbal için gittiği yolu değiştirmeye sevk fiyat onu. ‘Christmas Yet to Come’ın hor görülen, dışlanmış pinti vizyonu ile hikayenin sonundaki sevilen, mesut Scrooge’ı iki farklı enlem dünyada yaşayan karakterler olarak düşünebilir miyiz?

RB: Edebi düşüncelerin, bilimsel anlayışla bu denli bağdaşık olması gerçekten büyüleyici. Belki de her iki enlem istikbal de eşit şekilde gerçekleşmiş olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir